M. Kemal AYÇİÇEK – 30 Ağustos 2009
www.karadenizolay.com (Özel)-Doğu Karadeniz’de, Trabzon’a 90 kilometrelik mesafedeyiz. Araklı’nın Bahçecik köyü ve yaylasına çıkıyoruz. Her zaman değil tabi fırsat buldukça gidebiliyoruz yaylalara ama bu kez gidişimiz, adını sık sık duyduğum ama bir türlü dalında görmediğim yer ligarbası içindi. Daha önce de ligarbaya gitmiştim ama o zaman ki meşe ligarbasıydı yanı ağaç sayılabilecek fundalık tarzındaki bitkiden ayakta toplamıştık ama yer ligarbası, tamamen yayla çimenlerinin arasında, çimenler boylarındaki ligarbalardan toplamak öyle her yiğidin harcı değilmiş. Meşe ligarbasıyla yer ligarbası arasında pek fark yok bitkinin boy farkı dışında, tad ve lezzet farkı da hissedilebiliyor. Yaylada havanın çok güzel olduğunu anlatmak için kullanılıyor “Gökyüzünde para kadar bulut yok” ifadesi..Hafta da sadece bir gün izni olan bir insanında bu deyimi diline pelesenk etmesinden doğal bir şeyde olamazdı herhal..
Bizim Enver, öylesine ilgili ki bende onun ilgisine saygısızlık olmasın diye davet ettiğinde ona eşlik ediyorum aslında. Oğlu var yanında adaşım aynı zamanda. Bir de gittiğimiz yerde, bizi ligarba ocaklarına götürecek bir rehber Dursun Ali. Meğer Enver, o arkadaşı bir gün öncesinden aramış, hangi saatte orada olacağımızı da söylemiş, bunu buluştuğumuz da anlayabiliyorum. Yola koyulmadan önce akşam yemeğini nasıl yiyeceğimize karar veriyoruz. Mangal mı yapacaktık yoksa gittiğimiz yerde Allah ne verdiyse diyerek, orucumuzu bozacaktık. Mangal işinin ramazanda pek doğru olmayacağına, hem mangala zaman bile ayıramayacağımıza karar verip, mangal almıyoruz. Bizim yaylalarda genelde et ve türevleri ağırlıklı bir beslenme alışkanlığı var. Yine mangallarda ama tesislerdeki mangallarda kuzu, koyun, dana eti veya köfte yenilebiliyor.
Koyulduk sabah saatlerinde yola, sahilden iç kesime doğru yol alıyoruz. Karadeniz de … devamı için http://www.karadenizolay.com/haber/335-guncel-haberler-gokyuzunde-para-kadar-bulut-yok.html